Anaerkilden Ataerkile Geçiş Günümüzü Nasıl Etkiliyor?

Çok eskiden kadınlar toplayıcı, (doğayla ilgili, sebze ve meyve toplayan) erkekler ise avcılardı. Aralarında eşitlik vardı. Kadın her zaman ot, meyve, sebze bulurdu ama erkek her zaman av bulamayabilirdi. Bu da kadının avantajıydı. Ekonomik güç kimdeyse, güç de ondaydı.

Erkek yön bulmada kadından daha başarılıydı. Çünkü ava giderken ve dönerken, avını eve taşırken yolları öğrenmesi, eve tekrar dönmesi için hem sezgisel hem de görsel olarak yolları bilmesi gerekiyordu. Kadın ise doğayla, tarımla, mağara ile ilgili olduğu için yol bulma ihtiyacı hissetmiyordu. İşte bu yüzden erkekler yol sormayı kendilerine yediremezler. Ta bu zamanlardan bilinçaltına işlenmiştir yolunu kendi bulması. Ve yine bu yüzden genellikle kadınlar vejetaryen ve erkekler etçidir.

Erkek ava gittiği için hücrelerinde, kolektif bilinçaltında daha hızlı, daha güçlü ve daha zeki olması gerektiği inancını taşıyordu. Bu inanç hala tüm toplumlardaki erkeklerde avcılık zamanlarından beri var. Erkeğin içgüdüleri bu şekildedir. Bu yüzden av bulmalı, avlanmalı, avını eve getirmeli ve kadınları doyurmalı ki kadın da başka daha güçlü, becerikli erkeğe gitmesin. Günümüzde de geçerli olan erkeğin çalışıp eve para, yemek getirmesi, evdekilere bakması bu dönemlerden kalma bir durumdur.  Kadın ise o vahşi ortamda varlığını sürdürebilmek için, vahşi hayvanlardan korunmak için erkeklere ihtiyaç duyuyordu. Bir erkeğe sahip olamazsa, varlığını sürdürmesi zorlaşır hatta imkansızlaşırdı. Bu yüzden kadınlar erkeklerden kas gücü bakımından hem korkar, hem hayatında bir erkek ister hem de bu duygu ve ihtiyaçlarından dolayı erkeklerin onlarla alay etmesinden korkardı.  İşte bu yüzden de kadınların kolektif bilinçaltında da yalnız kalmayıp, bir erkeğe sahip olma, onun tarafından korunup, kollanma ve bakılma isteği ve ihtiyacı bulunmaktadır.

Çok eskiden kadınlar toplayıcı (doğayla ilgili, sebze, meyve toplayan) erkekler ise avcıydı. Aralarında eşitlik vardı. Kadın her zaman ot, sebze, meyve bulurdu ancak erkek her zaman av bulamazdı. Bu da kadının avantajıydı. Ekonomik güç kimdeyse güç de ondaydı.

O zamanlar çok eşlilik vardı. Kadın kuvvetli ve doğurgan olduğu için Tanrıçalık atfedilmişti. Kadın yaratıcıydı ve herkesle yatardı. Çocuğun nasıl oluştuğu henüz bilinmiyordu. Bu yüzden de kadın ezilemiyordu.

Ancak zaman geçip teknoloji geliştikçe (ok, yay, tırpan… bulununca) tarım başladı. Ekim ve biriktirme başladı. Daha önce sadece kendilerine yetecek kadar yemek bulurlarken tarım sayesinde üretim fazlası oluştu. Bu da köleliğe yol açtı. Eskiden yemek olmadığı için öldürülen insanlar köleleştirildi. Eskiden öldürülen köleler artık çalıştırılmaya başlandı. Bu da köleliğin başlamasına ve toplumsal değişime yol açtı. Erkek de fazla olan mala el koymaya başladı.

Araçlar geliştikçe çocuğun nasıl olduğu anlaşıldıkça erkek çocuğunun peşine düşmeye başladı. Elinde mal olduğu için kendisi öldükten sonra çocuğuna malı, mirası kalacak diye kadınının başka erkeklerle beraber olmasını engellemeye başladı. Böylece tek eşlilik doğdu.

Sonra Tanrılar belirdi. Tanrıçalar yok oldu. Erkek kuvvetlendikçe Tanrıçaların yerini

Tanrılar almaya başladı. Erkek egemenleşti. Köleler çoğaldıkça mal sahipleri mallarını korumak için polis teşkilatı ve devletleri kurmaya başladı.

Bu arada semavi dinler ortaya çıktı ve bu dinler de erkek otoritesini kabul etti. Ve kadın erkeğe bağlı, onun malı gibi kabul edilmeye başlandı. Erkek de böylece baskı kurar oldu.

En medeni dillerde bile dil, erkek egemenliği altına girdi. Sözlüklerde bile insan=adam yazar. Erkek gibi kadın olumlu, karı gibi erkek olumsuz algılanır.

Biraz önce söylediğim gibi her erkekte kadını koruyup kollama güdüsü bulunmaktadır. Eğer siz erkeğe sizi koruyup kollama izni vermezseniz ilişki yürümez. Çünkü eski dönemlerde koruyup kollama sevgi ve şefkat göstermeye eşitti. Aynı şekilde siz de korunup kollanmazsanız kendinizi sevilmemiş hissedersiniz. Bu koruyup kollama ilgi, sevgi ve şefkat göstermektir. Erkek de kadın da ihtiyaç duyulduğunu hissetmelidir.

Kadınlar erkekte sadece kas gücünden korkar. “Bir erkeğe sahip olmalıyım yoksa bu vahşi hayatta ölürüm.” İnancı günümüzde de geçerliliğini korur. En güçlü, başarılı, zengin bir kadında bile vardır. Ama bazı kadınlar erkekler dalga geçip alay etmesinler diye erkekleşmiştir. Başarıya, zenginliğe bu şekilde ulaşırlar.

Erkekte de mağaradan kalma sevgilisini, karısını malı gibi görme eğilimi vardır. Malını kaybetme korkusuyla karısını korur ve kollar. Kadında da “erkeğe sahip olmazsam, başkasına kaptırırsam ben sahipsiz kalırım ve ölürüm.” kaseti vardır kafasında. İki tarafın da kıskançlıklarının bir nedeni budur. Eğer erkeğe seni koruma izni vermezsen ilişki yürümez. Eski dönemlerde koruma sevgi ve şefkat göstermeye eşdeğerdi. Bu yüzden erkek bizi koruyup kollamazsa sevilmediğimizi zannederiz. Aynı şekilde erkek de mağara döneminden kalma bir güdü olarak kadının ona ihtiyaç duyduğunu hissetmek ister.

Özellik SIRA =
Özellik Tür =
Her Hakkı Saklıdır © 2013 YıldızKaracasoY
Web Tasarım: AdaNET